KESK, Ankara'daki "Geçinemiyoruz" mitingi öncesinde Hopa'da düzenlediği basın açıklamasında, TÜİK enflasyon verilerini gerçek dışı bularak mevcut ekonomik durumu ve 2025 bütçesini sert dille eleştirdi. Taleplerini sıralayarak emekten ve halktan yana bir bütçe istedi.
KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu), Ankara'da düzenlenecek "Geçinemiyoruz" mitingi öncesinde Hopa'da bir basın açıklaması yaptı. Belediye parkında bir araya gelen KESK bileşenleri, güncel ekonomik duruma ve bütçe görüşmelerine dair eleştirilerini dile getirdi.
Basın açıklamasında, TÜİK tarafından açıklanan ekim ayı enflasyon verilerinin (aylık %2,88, yıllık %48,58) gerçek durumu yansıtmadığı vurgulandı. Açıklamada, "çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyonun TÜİK rakamlarının en az iki katı olduğunu herkes zaten biliyor" denilerek, bağımsız iktisatçılar tarafından açıklanan yıllık %89,77'lik enflasyon oranına dikkat çekildi. TÜİK'in kendi verilerine göre dahi konut enflasyonunun %90'a, eğitim enflasyonunun ise %94'e ulaştığı belirtildi.
TÜİK'in açıkladığı diğer verilere göre on iki aylık ortalama enflasyonun %62,02, Yeniden Değerleme Oranı'nın ise %43,93 olarak belirlendiği ifade edildi. Bu oranların, kira sözleşmesi biten kiracılar için kiraların %62,02 oranında artacağı anlamına geldiği, bu durumun özellikle kamu emekçilerinin maaşlarının büyük bir kısmının kiraya gitmesine neden olacağı aktarıldı. Yeniden Değerleme Oranı'nın %43,93 olmasıyla birlikte gelecek yıl vergi, harç ve cezalara da benzer oranlarda zam yapılacağı hatırlatıldı.
Hükümetin "bütçeden aslan payını eğitime ayırdık, sağlık bütçesini artırdık, çalışanlarımızı enflasyona ezdirmedik" şeklindeki söylemlerinin gerçek dışı olduğu iddia edilen açıklamada, bütçede asıl payın faize, patronlara, silah tekellerine ve Diyanet İşleri Bakanlığı'na ayrıldığı öne sürüldü. Bakanlıklara ayrılan ödeneklerin çoğunluğunun personel ve SGK prim giderlerinden oluştuğu, ancak bu giderlere rağmen çalışanlara yapılan düşük ücret artışları ve diğer faktörler nedeniyle personel giderlerine ayrılan payın giderek düştüğü belirtildi.
Kamuda Tasarruf Paketi'nin yeni kamu hastanesi, okul, kreş yapımı gibi yatırımlardan kesinti anlamına geldiği ve 2025 bütçesinin bu durumu teyit ettiği ifade edildi. Paketin, kamu yatırımlarından 493 milyar TL "tasarruf etmeyi" ve bu paranın özel sektöre aktarılmasını öngördüğü belirtildi. 2025 bütçe teklifine göre toplanacak her 100 TL verginin önemli bir kısmının sermayeye, faize, savunma harcamalarına ve Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projelerine gideceği hesaplandı.
Vergilerde, harçlarda ve cezalarda ortalama %50-%60 bandında artış beklendiği vurgulanarak, bütçenin yükünün halka ve çalışanlara yıkıldığı, aslan payının ise faizden ve ranttan beslenenlere ayrıldığı eleştirisi yapıldı. 4 kişilik bir ailenin asgari ücretle dahi yoksulluk sınırının altında kaldığı, emeklilerin önemli bir kısmının maaşının düşük olduğu, kamu emekçisi maaşlarının yoksulluk sınırının yarısına indiği bir ortamda bu bütçenin kabul edilemez olduğu dile getirildi.
KESK, emekten ve halktan yana bir bütçe talep etti. Talepler arasında bütçe hakkının önündeki engellerin kaldırılması, halkın bütçe süreçlerine katılımının sağlanması, kamu hizmetlerine ve yatırımlarına ayrılan payın artırılması, toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçe, kadınların güvenceli istihdamının artırılması ve şiddetten korunmalarının sağlanması yer aldı. Vergide ve ücretlerde adalet talebiyle KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerin düşürülmesi, gelir vergisi birinci dilim oranının %10'a indirilmesi, servet vergisi alınması, KÖİ ve KKM'ye aktarılan hazine garantilerine son verilmesi, vergilerin silahlanmaya değil üretime, istihdama ve sosyal politikalara harcanması istendi. Maaş kayıplarının karşılanması, en düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması ve güvencesiz istihdama son verilerek tüm kamu emekçilerinin kadrolu istihdam edilmesi de talep edildi.
"Geçinemiyoruz! Yoksulluğa Karşı Mücadelede Birleşiyoruz!" şiarıyla kampanya yürüten KESK, kamu emekçisinden işçisine, emeklisinden çiftçisine, kadınlarından gençlerine kadar tüm halk kesimlerini birleşmeye ve ortak mücadeleye çağırdı. Emeği ve alın teriyle geçinenlerin, ezilenlerin birlikte hareket ederek tarihsel başarılar elde edebileceği vurgulandı. 30 Kasım 2024 Cumartesi günü Ankara'da gerçekleştirilecek mitingde "emeğin kürsüsünün" birlikte kurulması çağrısı yapılarak basın açıklaması sona erdi.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!