Vova, Hemşin Ve Lazlar Üzerine Sohbet

20/08/2006 20:25

Haber: Hayati Akbaş







Yakın zamanda çıkan ve etnik müzik alanında tamamı anonim Hemşin ezgilerinden oluşan ve Hemşin'ce söylenmiş ilk müzik albümü olan Vova üzerine sohbetimizi Beyoğlu Şevin Cafe de buluştuğumuz Hikmet Akçiçek ve Albümün yönetmenliğini yapan Mustafa Biber ile yaptık!

Cengiz Kibaroğlu : Vova ne anlama geliyor?

Hikmet Akçiçek:
Vova Hemşince'de Kimdir? Anlamına geliyor. Çalışmamızda, Vova aynı zamanda Hemşin dilinde biz kimiz? Sorusuna da cevap arama gibi bir işlev görmektedir. İnsanlar soruyor biz de bu şekilde yanıtlıyoruz.

Cengiz Kibaroğlu: Vova grup İsmi mi?

Hikmet Akçiçek:
Vova bir Grup değil, şöyle söylemek lazım; Biz bu çalışma için bir araya geldik. Ersin Çelik, şu anda askerde Haziranda dönecek, Ersin, ben ve Mustafa, üçümüz bu proje çerçevesinde bir araya geldik. Şu anda grup değiliz. İlerde grup oluşur mu oluşmaz mı bunu zaman gösterecek

Cengiz Kibaroğlu: Vova bu alanda çıkan ilk Hemşince yapılmış bir çalışma. Böyle bir Albüm çıkarma fikri nasıl ortaya çıktı?

Hikmet Akçiçek:
Şimdi şöyle söyleyeyim; Tabi benim yaşamım oralarda geçti. Birçok etkenden dolayı gerek Laz gerekse Hemşin kültürü olsun bir yok oluşu yaşıyor, erezjona uğruyor. Nasıl ki küresel ısınma doğayı öğüten bir şeye dönüşüyor, canlıları yok ediyor, küreselleşme de aynı şekilde kentleşme ve ulus devlet politikalarının da etkisi ile bu alt kültürler dediğimiz kültürleri öğüten bir işlev görüyor.

Bu kültürün içinden gelen biri olarak bu yok oluşun acısını duydum. Biz Hasan'la (Cafe sahibi Hasan Alıcı) İstanbul Üniversitesinden tanışıyoruz. Mediko Sosal Merkezi diye bir yer vardı, 1981 yıllarında orada çeşitli kültürel etkinlikler düzenliyorduk. Orada farklı kültüre mensup öğrenciler bir aradaydık. Orada bir paylaşma atmosferi doğdu, zaman zaman çeşitli dillerde türküler söylerdik, Hemşin türküleri de söylerdik.

Sonrasından 1996 yıllarında ben tamamen bu çalışma için yeni fikir ve birikimler oluşturdum. Şimdi Hemşinlilerin sayısı az ve çok iç içe yaşamıyorlar. Lazlar bu anlamda biraz daha şanslılar çünkü Hemşinlilere göre sayısal olarak daha çoklar ve birbirleriyle iletişimleri daha güçlü gibi. Lazlar Laz dili ve kültürü alanda daha yoğun şekilde çalışıyorlar. Hemşinlilerde müzik birikimi ile böylesi bir çalışmayı yürütecek birileri çıkmadı, ben de o zaman müzik birikimim olmamasına rağmen bu sorumluluğu üstlenmek gereği hissettim. Derlemelere başladım önce kendi bildiklerimi toparladım, köye gittikçe yaşlı insanlarla konuşarak, iletişim kurarak dörtlükleri topladım, derledim. Bu şekilde ilk ezgiler ortaya çıktı. Biliyorsun Karadeniz müziğinde bir ezginin standart dörtlükleri yoktur. Başka bir ezgi ile söylenebiliyor, bu olay, kişinin hangi şeyi yaşadığı vb. ile ilgili, bizde de öyle. Sonra derlediğimiz dörtlükleri konu bütünlüğüne ve uyumuna göre ezgilere yerleştirdik. Sonra belli bir düzeye ulaşınca müzik bilgisi olan insanlarla birlikte harmanlayıp gün yüzüne çıkarmak gibi bir çerçeve ortaya çıktı. İşte Vova böylesi bir süreç ile ortaya çıktı.

2000 yılında bizim Özcan Alper arkadaşımızın kısa metrajlı Momi (ilk Hemşince film) filminin galası oldu. Film için müzik gerekiyordu. Stüdyoda girdim yedi dakikada 4–5 tane türkü okudum. Bu türküler filmin galasında dia eşliğinde gösterildi. Mustafa Biber ile orada tanıştım. Mustafa „ bu ezgileri değerli buluyorum, bu konuda yardımcı olurum" dedi.

Biz Ersinle beraber biraz daha oyalandık, ezgiler üzerinde biraz kendimiz çalışıp edip biraz daha belirginleştikten sonra Mustafa ile bir araya geldik ve yoğun bir çalışma süreci sonunda Vova ortaya çıktı. Bu arada VOVA Hemşince olarak söylenen tamamen Hemşin ezgilerinden derlenmiş ve bir bütün olarak Hemşince yapılmış ilk albüm.

Ama daha önce bizim Kazım'ların (Kazım Koyuncu) Zuğaşi Berepe zamanında çıkardıkları İgzas adlı albümde yer alan " Ka Tun Mita Xendasoç" parçası bir albümde yer alan ilk Hemşince türküdür. Kazım Hopa'da ezgiyi tespit etmiş, iki dörtlüğünü almıştı stüdyo aşamasında arkadaşlar bana ulaştı şarkının telafüzünde filan yardımcı oldum.

Sonrasında Gökhan Birben in Hey gidi Karadeniz albümünde "Havaz ali meralets" parçası yer aldı. Daha sonra yine Kazım in Hayde albümünde Ella ella var. Ella Ella da da Kazım'a katkım oldu. Kazım orada tabii rock tarzında seslendirdi, doğal olarak kendi tarzI öyleydi. Çok da güzel oldu. Bu anlamda Kazım in Hemşince ezgilerde payı büyüktür.

Cengiz Kibaroğlu: Albümde söz ve müzikler Anonim? Albümde tamamen anonim şarkılara yer vermenizin nedeni nedir?

Hikmet Akçiçek:
Şöyle, şimdi bu tabi bir kişinin veya grubun müzik çalışması olmasından çok bir halkın kültürünün belgelenmesi amacını taşıyor. Yani biz bunu yapmasaydık başka arkadaşlar da yapabilirlerdi, ancak bu çerçevede ayni şekilde olurmuydu bilmiyorum. Büyük ihtimalle bu Hemşin türküleri tarihin tozlu raflarına dahi girme şansını yakalamadan yok olup gidecekti. Biz, deyim yerinde ise gittik bu dörtlükleri seren derlerin, çatıların veya kızılağaçların çançılarının altından çıkardık temizledik ve dinleyiciye sunduk. Bazı arkadaşlar söz çalışmaları filan yapıyor ama önemli olan o halkın yüzlerce yıldır derininden gelen ezgilerin gün yüzüne çıkarılması, biz bunu daha anlamlı bulduk.

Vova'da doğru olanının bu olduğunu düşündük başka türlü Hikmet'in yazdığı bir şey olurdu. İyi olabilir o ayrı bir şey, kötü de olabilir bu da ayrı bir şey, ama bunlar halkın ürettiği şeyler iyisi kötüsü ne ise odur.

Cengiz Kibaroğlu: Albümde Birol Topaloğlu Tulum çalmış, Ayşenur Kolivar vokallerde yer almış. Albümde Laz müzisyenlerle böyle bir çalışmanız oldu. Bu fikir nasıl ortaya çıktı, nasıl çalışıldı?

Hikmet Akçiçek:
Ayşenur daha önce Kardeş Türkülerin ilk albümünde Lazca Avlaskani Cuneli, türküsünü söylemişti. Çok sevdiğim bir parça bu şarkıyı ta çocukluğumdan biliyorum. Çok da güzel düzenlenmiş ve söylenmiş. Ayşenur ile o dönemde İbrahim Karaca vasıtası ile tanıştım. O zamanlar bir iki tane türküyü Ayşenur'a okudum, götürdü olur mu olmaz mı diye uğraştı, ancak bir sonuç alamadık. Mustafa da Ayşenuru tanıyor, müzik yaşamının içinden. Birol zaten bu alanda Laz müziği alanında önemli isim, birçok çalışmaları olan bir sanatçı.

Bizim Hemşin kültüründe yaptığımızı Birol Topaloğlu laz müziğinde daha derin profesyonel şekilde yapıyor. Birol belgesel çalışmalarıyla Laz ezgilerini kaynağında belgeledi, önemli bir eser kazandırdı bize. Çalışmamızda tulumu kim çalsın diye düşündük, Birol bu konuda bize yakın geldi ve arkadaşlarla Birol üzerinde karar kıldık. Çünkü bildiğim kadarı ile Birol albümlerde kendi çalışması dışında pek çalmıyor, o yüzden de Birol ile özellikle çalışalım dedik.

Bilmiyorum Mustafa senin bu konuda eklemek istediğin bir şey var mı?

Cengiz Kibaroğlu: Hazırlık aşamasından sonra o derleme süresinde özellikle albümün seslendirme vokal kısmında yada teknik kayıt kısmında tercih konusunda belki sizin karar verme şansınız olmuştur!

Mustafa Biber:
Ortak karar verdik.

Hikmet Akçiçek: Tabi genel olarak hani albümde kimlerin çalacağına dair kararları çoğunlukla Mustafa karar verdi. Çünkü o kimin ne yaptığını, işin çerçevesini Mustafa daha iyi biliyor

Cengiz Kibaroğlu: Albümde ağır parçalar var hatta bütün parçalar ağır bir tarzda yorumlanmış ve seslendirilmiş. Tanıdık bildiğimiz tarzın dışında, beklenen formun da dışında oysa başka müzik türlerinde genelde ana hit parça var, sizde böyle bir şey yok?

Mustafa Biber:
Var niye yok ıskalanmış . . „ gülüyor'

Cengiz Kibaroğlu: Albümün yapılış amacı ve mantığı bunu doğruluyor gibi. Bu çalışmanızın bu şekilde oluşması aşamasında müziğe bakışınız ve müzisyen olarak teknik bilginiz ve tarzınız etkili oldu mu?

Mustafa Biber:
Yani öyle müzikle ilgili net bir şeyimiz yok. Biz buyuz böyle müzik yaparız gibi. Bu çok bileşenli bir şey uzun cevap vermem gerekir. Bir kere ben müzisyenim, müzikle ilgili bir geçmişim var ama ilk kez böyle bir çalışma var. Bundan önce böyle örnek bir çalışma yok örnek alabileceğim bir çalışma da yok, Doğal olarak tasarlanmış bir şey var ama hani başka ilk söylediğiniz ağır atmosfer olması bizim tercihimiz değil, ezgiler böyle. Ticari kaygıya bakmadık ama baksamıydık diye de düşünüyorum bazen, çünkü o ritmik dediğiniz şeyler bizde yok ama bizde farklı şeyler var. Belki hit olabilecek şeyler ama dünya üzerinde farklı kulvarda farklı şekilde hep yaptıkları şey hit parçaları ile olaya sürdürmek. Bizim mantık olarak albümün yapılış nedeni buna ters bir durum. Albüm çok satsın diye kaygımız yok İyi şeyler olsun diye bir kaygımız var, doğru şeyler yapma kaygımız var!Umarım onu başarmışızdır. Hani onu örnek almadığımız için mi yoksa başka nedenlerde dolayı mı? Parçalar böyle! Demek geliyor. . .

Cengiz Kibaroğlu: Bu çok iyi bir yanıt, müzik kalitesi açısından çalışmanızın bana göre anlattığı çok şey var!

Mustafa Biber:
Şöyle; Siz örnek model oluşturuyorsunuz, biz bunu yaptık mı bilmiyorum ama güzel şeyler yapmaya çalıştık. Umarim birileri bundan bir şekilde yararlanır

Herkesin olaya yaklaşımı, müzik zevki farklı. Gençler farklı alt yapıdan müzik istiyorlar. Gençler müziği hızlı tüketiyor. Umarim bu noktada bir şeyler verebilmişizdir. Artık kim bundan feyz alır bilmiyorum. Gençler farklı yapıda müzik isteyebiliyorlar. Müziğin felsefesinde biraz tüketmek de vardır zaten!

Bizde de vardır. Karadeniz müziğini genellerseniz horon ritmiktir, ama bizde ki çalışmada derinlik ön plana çıkıyor. Bilmiyorum Hikmete sormak lazım bir sonraki çalışmamızda böyle bir şey olacak mı?

Hikmet Akçiçek: Çok farklı değildir. Şöyle söyleyebilirim Cengiz! Horonumuz çok farklı değil. Birolun ve Kazımın çalışmalarında orijinden yakaladıkları ezgilerinde ve melodilerinde hüzün belirgindir, yaşlı kadınlarda bu daha nettir. Ezgilerde biraz hüzün hep vardır. Hemşin müziğide öyledir, örnek vereyim, annem mesela; İstanbul'a arasıra gelirdi. Bir keresinde „ bir türküde ben söyleyeyim Hikmet" dedi, söyledi. Belki bir sonraki çalışmamızda yer alacak „ bu dereden aşağı/ uzum vurur üzüme / bir gün olur sevduğum/ yüzüm vurur yüzüne. . . O kadar hüzünlüydü ki annemin söyleyişi, bu seste sadece klasik anlamda kadınla erkek arasındaki diyalogdan, aşktan çok bir halkın bütün bir geçmişi yaşanmışlıkları varmış gibi geldi bana. Hemşin tarihine baktığımızda bu anlaşılır gibime de geliyor. Müzikte hüzün çok yaygın. Sözlerde gençlerin kavuşamaması gibi şeyler var. Bizde burada bunu yansıtmaya çalıştık, var olanı paylaşmak istedik!

Cengiz Kibaroğlu: Buna katılıyorum. Dinlediğim albümde bu derinlik var

Hikmet Akçiçek:
Mesela ela ela şarkışını yorumlarken de Kazım Koyuncunun yorumu ile bizdeki farklı! Bizde bu hareketliliği katabilirdik ama böyle bir şeye girmedik, biz biraz daha orijinaline yakın seslendirmeyi tercih ettik.

Mustafa Biber: Bir de okunma biçimine ve yorumunda da sadık kaldık. Şarkının hangi ruhla ve mekânda okunduğunu göz önünde bulundurduk. Mesela aşk şarkısında ayrılık hüzün var. O an mesela şöyle bir şey de var o an öyle bir şey söylemiş, ben aranjörlük ve yönetmenlik yaptığım için bu tür şeylere daha çok dikkat etmek zorunda kaldım. Mesela onun hani aslında hissiyatı öyle ya da şöyle daha iyi ifade edebilirdik diye öyle yapmaya çalıştık Bu olayı doğru şekilde yakalarsanız müzik kalitesi anlamında çıtayı da yukarı çıkarmış olursunuz.

Cengiz Kibaroğlu: Siz Hemşinlilerde biz lazlara oranla daha dağınık bir yaşam söz konusu, genelde sizde büyük şehirlere gidilir pastacılık filan yapılır . Bu durum çalışmanızda zorluk yaşamanıza neden oldu mu?

Mustafa Biber:
Zorluk olmadı olmaması da gerekiyordu, çünkü kültürel bir çalışma. Herkesin bu çalışmada hakkını vermesi gerekiyordu. Kimsenin gelmeme çalışmama gibi bir lüksü yok. Bizim de böyle lüksümüz olmadı, olsaydı da olmazdı zaten. Meşakkatli bir çalışma, bilmiyorum her kes yapar mı yapmak istermi! (. . . gülüyor)

Hikmet Akçiçek : Şöyle söyliyim Cengiz ; . . Büyük oranda derlemeler ezgileri, o atmosfer Hemşinliler nasıl yaşar filan bilgisi bende biraz içselleştiği için şöyle bir şey yaptık. Geniş insanlarla tartışma gibi bir ihtiyaç hissetmedim. Daha öncesinde derleme aşamada bunu o insanlarla zaten paylaştım. Öyle olunca biz bu parçaların bir araya gelmesi gibi çerçeveyi oluşturduk. Çalışma esnasında altyapı mekan gibi bazı sorunlar oldu ama bu tür bir çalışmada böyle sorunların olmasının da çok doğal olduğunu düşünüyorum.

Ben burada şuna değinmek istiyorum. Kiminle bu müziği yapacağız, müzisyen kim olacak altyapısını kim yapacak? Şekilde düşündüğümde aklımda bazı isimler vardı. Bu noktada benim aklımda Kazım'da vardi ancak Kazım ile önce kendi yoğunluğu sonrasında da sağlık problemi nedeni ile olmadı, başka isimlerde vardi. Ama şöyle bir dezavantaj vardı. Müzik alanı endüstrileşmiş bir ortam, insanlar iş olarak bakıyır. Bu açıdan bu projeye Mustafa'nın bizim duyduğumuz kaygıyla dâhil olması büyük avantaj oldu. Mustafa yaklaşık 2 yıldır bu çalışma için zaman ve emek harcadı. Hatta Mustafa bu albümü iki senede adeta bir keşiş gibi yaşayarak ilmik ilmik dokuyarak bu duruma getirdi!

Bazen Mustafa'ya takılıyordum „ Mustafa eve git uyu, yıkan bitleneceksin „. ama gerçekten öyle çalıştı. Bu nedenle bize bu çalışmayı yapacak işin anlamını bilecek kişi gerekiyordu.

Bu anlamda Mustafa gerçekten işin hakkını vererek çok yoğun şekilde çalıştı.

Mustafa Biber: Değdi mi bari?

Cengiz Kibaroğlu: Derlemeler nasıl oluştu? Anonim şarkılar - derlemeler için köy köy gezildi mi yoksa kaynaklar bir şekilde vardı stüdyoda düzenledi şeklinde mi oldu?

Hikmet Akçiçek:
1996 yılından itibaren önce benim dağarcığımda olanları derledik. Ben çocukluğumda o duyguları yaşadım, söyledim. O dönemde yaylaya çıkıyordum. Albümün kapağındaki Garmi Dodge'si (Kırmızı Doç) anonim bir figürdür aslında. Onun türküsüde var, bir sonraki albümde de yer alacak, O kamyonla yaylaya gidiyorsun, düğünlere, imecelere, gidiyorsun, gübre toplamaya gidiyorsun, gençler hep bir arada, aşklar yaşanıyor, nispeten orta yaşlı birileri gençleri yönlendiriyor karşılıklı türküler yakılıyor.

Ben onları yaşadım. Onları yaşadığım için dağarcığımda epey bir şey birikti

Onları döktüm, sonrada albümde de belirttim, çevremdeki yaşlı insanları, amcam, halam, yengemdir, komşular . . . . Onlarla birlikte tarlada bahçede şarkı mırıldanırlardı bende yanındaydım orada bir çok şey derledim. Bu ezgileri kayda aldım. Ben 1996 tan itibaren bütün ezgileri kayda aldım ve sonra bu kayıtları teyit ettirdim. Sözleri her rastladığım yaşlı insanlardan bu nedir başka dörtlükler varmi diye sorarak, ezgileri toparlayarak aşağı yukarı 20 yakın ezgi zamanla türküye dönüştü.

Bizde mesela kaval çok yaygın, varmı bu soru?

Cengiz Kibaroğlu: Evet evet var! Bende tam bu soruya gelecektim. .

Hikmet Akçiçek:
Genel olarak Hemşin deyince bizim Çamlihemşin bölgesi akla geliyor! Bu bölgede tulum çok yaygındır. Hopa Hemşinlileri biraz bilinmez aslında. İlginçtir Hopa Hemşinlilerinde dil vardır Hemşince konuşulur, bizim Çamlihemşin de dil yoktur sözler vardır sadece. Çamlihemşin tulumla eğlenir, Hopa Hemşinlilerinde kaval yaygındır. Bizim çocukluğumuzda kaval daha basit olduğu için sanırım, herkes kaval çalardı. Benimde çocukluğumda kavala ayrı bir ilgim vardı. Hopa Hemşinlilerde tulumda tabiki var ama daha çok kaval çalınır. Hopahemşinde kavalın böyle bir yeri vardir

Cengiz Kibaroğlu: Sanatçı olarak ya da herhangi bir kişi olarak böyle bir çalışmayı kaliteli bir şekilde gelecek kuşaklara taşıma konusunda ana hedefiniz ve bu anlamda bir kaygınız varmıydı var mı? Bu konudaki düşünceniz nedir?

Mustafa Biber:
Biz hepsini gözetmeye çalıştık, albüm olsun arşiv olsun geleceğe de taşıyalım bugün ki koşullarıda anlatalım. . . bu sanırım en doğru biçimiydi. Çünkü o insanlar bu duyguları hala yaşıyorlar asik oluyorlar filan. Dünyanın neresinde olursanız olun bu insan bu duygularla yaşıyor, bu bölgede de insanlar aynı şeyleri yaşıyor, Arşive dönük yapmış olsaydık sanki bu yaşanmışlıklar bitmiş hissiyatı için yapılmış olurdu ancak bu hayat bu kültür devam ediyor yaşanıyor. Bir müzisyen olarak bunu yapılması gereken bir şey olarak yapmaya çalıştım.

İleriye dönük arşiv de olsun istedim. Vova ileriye dönük olsun istedim, gençler dinlesin geleceğe taşısın istedik. .

Hikmet Akçiçek: Kalan müziklede görüştük, Hasan Saltık bize arşiv niteliğinde belgesel bir çalışma önerdi, ancak koşullarımızdan kaynaklı olarak ve yapmak istediğimiz farklı olduğundan biz böyle tercih ettik. Bir anlamda zaten ilk çalışma olması sebebiyle arşiv / belge niteliği de taşıyor.

Cengiz Kibaroğlu: Bu çalışmanızı hangi kategoriye koyuyorsunuz?

Mustafa Biber:
Hangi çerçeve içerisinde?

Cengiz Kibaroğlu : Müzik evresenselliği içinde. .

Mustafa Biber:
Valla zor bir soru, cevabı hem var hem yok. Yani zamanla oluşabilecek bir şey. Belki ikinci çalışmada netleşecek. Çalışma ilk hemşin albümü, müzikte ilk olduğu için ve ayrıca doğallığını korunarak yapılan bir çalışma, belli forma koyma çabası yok. Bu zaman içinde belli olacak. .

Hikmet Akçiçek: Bu çeşit bir müziktir demek yanlış olur. Ancak etnik müzik grubunda olduğu kesin!

Ama insanlar ‘otantik bir çalışma oldu' diyor

Mustafa Biber: Oda çok doğru değil, Otantik dediğimiz yereldir, okunmadır, okunma biçimidir, ona sadık kalınmadır, ama altyapı olunca düzenlemeleri işin içine katılınca onunda dışına çıkıyorsunuz. Lokal olan bir şey var hiç bozulmadan başka şeylerde koymuş renklendirilmiştir. Daha iyi bir çalışma nasıl olur diye değer verdik bu şekilde yapmaya çalıştık

Cengiz Kibaroğlu: Laz sanatçılar çalışmalarında zaman zaman hemşince şarkılara da yer veriyorlar. Albümünüzde lazca şarkı seslendirmeyi düşünmediniz mi ?

Hikmet Akçiçek:
Yapı olarak bu şekilde devam edersen o zaman daha geniş kitleye diğer kültürlere sesleniş kaygısıda olacaktır. Bu çalışmada daha çok yok olan bir kültürü koruma çabası içinde kaldık. O çerçevede kalmak gerektiğini düşündük.

Cengiz Kibaroğlu: Yani bu konuda radikal kalacaksiniz?

Hikmet Akçiçek :
Radikallikten değil ayıp olduğu için. . Ben müzisyen değilim, lazca şarkıyı nasıl doğru şekilde seslendirebilirim. Bunu çok iyi şekilde yapan arkadaşlar var zaten.

Mustafa Biber : Eğer Mustafa sesini çok beğendik derseniz ben bir tane de lazca şarkı söyleyebilirim ( . . gülümsüyor)

Zaten bu ezgilerin bir kaç tanesi lazcada Türkçede söylenmiş. Çok da yabancı değil, ama bu albüm hemşince ve öyle devam etmeli diye düşünüyorum

Hikmet Akçiçek: Laz, Gürcü, Hemşin müzikleri aynı coğrafyada yaşadığımız için bir birine yakın özellikler taşıyor. Örneğin Cilveloy, Heyamoyu lazlar farklı şekilde gürcüler farklı tempoda söylüyor. Ben müzisyen olmadığım için lazca şarkı söylemek gibi bir şeyi bu aşamada dinleyiciye haksızlık olarak görüyorum.

Cengiz Kibaroğlu: Imece kültüründe, "Heyamo" - Yol şarkıları gibi anonim dörtlükler önemli yeri tutuyor. Vova Albümünde parçaları seslendirirken bu tür unsurları ne kadar göz önunde tuttunuz. ? Müzikten yola çıkarak aslında başka şeylere de sahip çıkma çabası içerisine mi girdiniz

Hikmet Akçiçek:
Sonuç öyle olmuş oluyor. Müzik yoluyla o kültürün kayda alınması belgelenmesi diye bir sonuç ortaya çıkıyor. Salt müzik yapmak değil, yitip gitmekte olan bir kültürü insanlara sunma, insanların bilincine çıkarmak çabası. Hatta girişte şiirimsi bir şey var, " duyuyor musunuz biz buradayız", diye başlıyor, bunu hemşince yazdık, Bu çalışma bir bakıma Hemşinlilerin biz buradayız diye kendi sesini diğer seslerin yanına katma çabasıdır.

Cengiz Kibaroğlu: Tarih boyunca Lazlar ve Hemşinliler hem iç içe hem de bir birinden uzak yaşamışlar. Bu durum müzik kültürlerine de taşınmış. Bu anlamda size göre Vova çalışmanızda yer alan şarkılar, tamamen dış şeylerden etkilenmemiş Hemşin kültürüne ait bir çalışma mı?

Hikmet Akçiçek:
Asla öyle bir şey demiyorum. Örneğin albümdeki Gelini ve Rasa türküleri ile olarak ben onu tamamen Hemşinlilerden duydum. Ama bu konu ile ilgili biri yaşlılarla konuşurken aslında gürcülerden geldiğini filan söylemiş. Ne derece doğru bilemiyorum

Hani bu aynı coğrafyayı paylaştığımız için aynı duygular birleşebiliyor.

Biliyorsunuz Sarı Gelin bizde Erzurum Çarşı Pazar diye Türkçe söylenir, Azerilerin ve Ermenilerin tarzı var. Her üç halkta türkü bizim diyebiliyor, ben diyorum ki Anadolu türküsü. Dolayısı ile bizim Hemşin diye söylediğimiz türkülerin de bazıları belki orijin olarak bize lazlardan geçen bir türkü olabilir veya bugün Kazımın, Birolun albümlerinde derlemesinde yer alan bir türkü belki hemşin ezgilerinden gelmiştir.

Bu bir iç kültürdür. Her ne kadar insanlar yaşarken belli çizgilerle ayrılsa da insanlar olaya İstanbul'dan bakınca bizi Laz, Karadenizli olarak görürler. Şimdi bu noktada bu ince ayrımı sadece bizler görebiliyoruz. İçimizden baktığımızda bu ayrımı bizler yapabiliyoruz. Ben hepsini sahipleniyorum. Bizim çalışmamızda da bu ilkeye değer verdik, öyle gördük!

Cengiz Kibaroğlu: Vovanın dinleyiciye ulaşma diye bir kaygısı var mı?

Mustafa Biber:
Kaygımız var!

Dinleyiciye ulaştık mı ulaşmadık mı bilemiyoruz. Zor soru. . ( . . gülüyor)

Kime ulaşmak istediğimiz konusunda net bir hedefimiz yok, ancak ilk çerçevede Hemşinliler. İlk hedef Hemşinliler ama onun dışında farklı kültürlerden müzik sever insanlar olabilir, hayatta farklı arayışları olan insanlara ulaşma da olabilir. Gençler açısından hani çok ağır olduğu için handikap gibi gelebilir ancak dinlendikçe, sevilir sanırım. Zaten gençler o yaşta yanılırlar. Ama zamanla dinleyecekler ve sevecekler diye düşünüyorum.

Albüm dinlemek isteyen daha çok insanlara ulaşmalı. Dinlenmeli, dinlenmek istendiğimizde dinleniyoruz. Böyle bir şey var kötü bir şey mi bilmiyorum. . .

Cengiz Kibaroğlu: Vova yoluna nasıl devam edecek?

Hikmet Akçiçek:
Bir Grup olarak devam etme etmeme durumu somut şartlara bağlı olarak ortaya çıkacak. Ama deminde söyledim Ancak benim özellikle derlediğim toparladığım şeylerden bir albüm daha çıkacak kadar repertuar var. Büyük oranda işlenmiş şekliyle, bir kısmı bir az daha işlenip araştırılıp yerleştirilmesi gerekiyor. Dolayısı ile en azından benim kişisel olarak hedefim bunu oluşturup dinleyiciye sunmak. Zamanlama olarak önümüzdeki dönemde ortaya çıkacaktır.

Röportaj Tarihi: 17 Nisan 2006
Hikmet Akçiçek, Mustafa Biber
Yer: Şevin Kafe Beyoğlu

Kaynak- : Lazebura. net

comments powered by Disqus

Hopam.com'un notu: Okuduğunuz haber sitemize 20.08.2006 tarihinde Hayati Akbaş tarafından girilmiştir. Her ne kadar yayın ilkelerimiz doğrultusunda belli bir süzgeçten geçirmiş olsak da haberin yazım kurallarına ve etik teamüllere uygunluğu, içeriğinin doğruluğu ve tarafsızlığı Hopam.com tarafından garanti edilmemektedir. Bununla birlikte, haber metni veya ilgili diğer materyalleri kısmen ya da tamamen kopyalanması, yayımlanması, uyarlanması, çevirisinin yapılması, değiştirilmesi ve başka yayın organlarında paylaşılması söz konusu muhabirin iznine tabidir.
Benzer Haberler
 » Önal, Ardahan - Çıldır İzlenimlerin...
 » Artvin Valisi Aydoğdu İle Giderayak...
 » Nurcanım Zirveye Emin Adımlarla Yür...
 » Hopalılar İstanbulda Buluşuyor...
 » Müzik Dünyasında Yeni Bir Soluk; Ka...
 » Hopa Hdp’den Başkan Kasımoğlu’na Ağ...
 » Hemşin Ezgileri Albümü Vova Çıktı....
 » Chp Tunceli Milletvekili Kamer Genç...
 » Hemşinliler İstanbul'da Derneklerin...
 » Erkan Ocaklı, Yoğun Bakımda...
 » Hopa Halkından Aldığı Destek İle Yo...
 » Kılıçdaroğlu; "Chp İktidarında Akp'...
 » Maden Kıskacında Artvin Paneli Yapı...
 » Trabzon Tso'da Ortak Akıl Toplantıs...
 » Artvin’in 2012 Yılı Değerlendirildi...
 » Bayraktutan Çaykur İşçisinin Sesi O...
 » Başbakan Erdoğan Artvin’deydi...
 » “Cerattepe Bağır Bağır Bağırıyor”...
 » Muharrem İnce Ve Mustafa Balbay Art...
 » Hopa'dan Çıkan Bir Yönetmen, Bir De...



En Çok Okunan Yaşam Haberleri
 » Hopa’da Seçmen Sandık Başına Gitti...
 » Gürcistan’a Seyahat Eden Tüm Türk V...
 » Hopa Belediyesi Çiçek Bahçesine Dön...
 » Hopa Belediyesinde Yeni Görevlendir...
 » Sınır Kapısında Yanlarında İlaç Bul...
 » Gürcistan'daki Hastanede Yatağa Kel...
 » Hopa Belediye Başkanına Tebrik Ziya...
 » Artvinlilerden Hemşerilerine Jest...
 » Gürcüler Sonunda Yanlıştan Döndüler...
 » Hopa Kaymakamı Özkan Başoba Köyünü...